DÜĞÜM

Şayeste PAYLI 12 Ekim 2019 Cumartesi 76 0 yorum

Ormanın soğuk gecesinde bir ağaca bağlanmıştım, boynumdan halatı çıkarabilmek için ellerimi, ayaklarımı, dişlerimi kullanıyor ama bir türlü kalın urganları koparamıyordum. Her çabalayışımda vücudumun başka bir parçası acı içinde kıvranıyordu. Orman zeminindeki minik, sivri taşlar, kıymıklar, dikenler, kozalaklar derime batıyor, parçalıyor, dişlerimi geçirmeye çalıştığım urganın etrafındaki derime kan oturuyor, her seferinde daha da sıkışıp, nefesimi kesiyordu. Nefes nefese durakladığım anda, ormanın içinden gelen kurt sesleriyle, beynimde atan yüreğimin gümbürtüsü birbirine karışıyordu.
 
Aklımdan onlarca korkunç olay geçiyordu. Çocukluğumda duyduğum, ailemin etraftan duyup konuştukları... Ailem... Bir daha görebilecek miyim onları? İçim öyle yanıyor ki, gecenin üstüme çöken kimsesizlik soğuğunu nerdeyse hissedemiyorum. Ama kalbim buz gibi titriyor. Ailemi öyle çok özledim, öyle çok canım yanıyor ki... Off neredeydiniz nerde? Bir de bizim için ağlayamaz derler. Ağlıyorum işte... Aileme gittiğim ilk günde de ağlamıştım. Kardeşlerimin her birinin ayrı yerlere gittiği o günde de... Çok sonra anlamıştım ne şanslı olduğumu. Annem hiç bir kardeşimi o at hırsızı kılıklı, iğrenç kokulu adama vermek istememişti. Ama onu dinlemedi ki kimse. Üç kardeşimi de annemin sızlanmaları içinde alıp gittiler. Annem kaç gece ağladı için için. ”Dövüştürecekler yavrularımı” diye... Hep bana sarıldı. Ben en cılız yavruydum ve ona kalmıştım. Hiç bir şeyden haberim yoktu. On gün kadar sonra başka biri geldi aldı beni. Bir aileye verdi “İyi bir indirim aldınız, çok şanslısınız” diye diye... Çok sevdim ben ailemi. Küçük Dila’yı, Zeynep ve Metin insanlarını... İyi baktılar bana. Mutluydum ben. Bahçe kapısından bir kara yürekli girip beni kaçırana kadar. Satacakmış beni ama bağladıkları pis depodan kaçtım o gece... Sokaktaki çeteler beni istemedi aralarına. Üzüntüden, açlıktan, korkudan deliye dönmüş gibi dolaşırken bir araba arkasına attılar bu sefer, başka sokak köpekleriyle. Sonra da bu dağ başına getirdiler. Saldılar onları... Beni niye bağladılar buraya anlamıyorum. Niye beni de salmadılar? Ötekiler aldı başını gitti başka seslerin yanına. Ben çıldıracağım burada. Çırpınmaktan dilim damağım kurudu. Tek bir damla su yok. Yiyecek de... Çok bitkinim. Galiba ayaklarım titriyor. Ölmek mi ki bu? Bilmiyorum ki... Bilsem ölürüm belki...
 
Ölümü istemekle geçti iki uzun gün.
 
Ve 3. güneş doğarken baygın düşen pitbullun yanına orman beslemesine çıkan hayvan severin kamyoneti yanaştı. Tabi tüm diğer can yerine konmamış, atılmış köpekler de... Bu insanlar gelmese dağ başında açlıktan, susuzluktan ölecek tüm canlar...
 
Koray Bey baygın pitbullun boğazındaki düğümü keserken yine kahrediyordu, mensup olduğu insan ırkının karanlık tarafına. Hayvanlar dünyasının şeytanı ve zebanisi bizlerdik galiba. Hüzünle yanındaki arkadaşına seslendi,
 
- Mehmet, veterinere götürelim acil...3 gündür gelemedik, ilk gün bağlanmış buraya, belli. Şu düğüme bak. Bağlayanların hayatına atılasıca düğüm. Cins diye özellikle yapmışlardır... DÜĞÜM olsun bu çocuğun adı. Bundan sonraki canların atılıp, satılmasına düğüm olsun.
 
 
 
 
Şayeste PAYLI

 

Paylaş:


Yorumlar

  • Henüz yorum yazılmamış. İlk yazan siz olmak ister misiniz?

Yorumunuzu Paylaşın